Dr. Abdulcabbar Boran
  11-06-2026 09:03:00

FÂTİHA’DAKİ YAKARIŞIMIZ

Bütün sureler, Allah’ın bize olan hitabıdır. Ama Fatiha Suresi, bizim Allah’a niyazımızdır. Allah’a bizim seslenmemizdir. Fâtiha Suresi, Kur’ân-ı Kerim’deki 114 sureden, kulların Allah’a yakarışını ihata eden tek suredir. 113 tane surede Allahû Tealâ bize mesajını ulaştırırken Fâtiha Suresinde bizim Allahû Tealâ'ya nida edişimiz var. 

Normal standartlarda sünnetleriyle beraber farz namazlarını kılan bütün insanlar için günde bu sureyi kırk defa söylemek söz konusudur. Kur’ân’ın en çok okunan suresi. Ve bu muhtevaya baktığımız zaman iAllahû Tealâ acaba neler söylüyor bu surede? 

Fâtiha-5’e bakalım: iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu): (Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden istiane (mürşidimizi) isteriz.

Yani Allahû Tealâ’ya günde kırk defa diyoruz ki; “iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn: “Yalnız Sana kul oluruz. Senden başka kimseye kul olmayız.” Ve sonra da devam ediyoruz:  Yalnız Senden istiane isteriz.” Biz söylüyoruz bunu, bizim niyazımız, bizim sözümüz: 

İstiane; yalnız Allah’tan istenen bir yardım.  Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: "Cebrail kardeşimin bana öğrettiği iki namazdan biri istihare, diğeri hacet namazıdır."

Kişi bir kararın kendisi için uygun olup olmadığını istihare namazı kılarak Allah'tan sorabilir. İkinci namazın adı hacet namazıdır.  Dünyaya ya da manevî âleme ait bir şey isteniyorsa hacet namazı kılınır. Allahû Tealâ bu konudan Bakara-45 ve 46’da da bahsediyor:

2/BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Burada Allahû Tealâ "namazla" sözüyle hacet namazını ifade etmektedir. İstiane; Allah’tan istenen bir yardım ve Sıratı Mustakim’le %100 alâkalı bir yardım. Fâtiha Suresi insanların Sıratı Mustakîm’e (Allah’a ulaştıran yola) nasıl ulaştıklarını açıklıyor bize.  Ruhumuzun Allah’a doğru yola çıkması için mutlaka mürşidimize ulaşmak mecburiyetindeyiz.  Kişi eğer gerçekten Allah'a ulaşmayı dilerse, hacet namazı kılar, sabrederse, Allahû Tealâ mutlaka mürşidini gösterir. Ama Allah'a ulaşmayı dilemeyen bir insan “Ben Allah'a ulaşmayı istiyorum, Allah bana mürşidimi göstermiyor.” diyorsa, o kişi bilsin ki, Allah sadece Allah'a ulaşmayı dileyenlere mürşidini gösterir. İstek olsa Allahû Tealâ mutlaka ona mürşidini gösterir. Çünkü Allahû Tealâ şöyle diyor: 

29/ANKEBÛT-5: Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o takdirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

İnsanlar vardır hem Allah'a ulaşmayı dilemezler hem de hacet namazını kılarak Allah'tan devamlı mürşidlerini sorarlar. Allahû Tealâ da onlara sabırlı da olsalar mürşidlerini hiç göstermez. Hacet namazı kılınıp da Allah'tan sorulduğu zaman o şeye ehil olunmalıdır.

Öyleyse “iyyâke nestaîn” demek ki açıkça, “Yalnız Senden istiane isteriz.” Yani “Bize mürşidimizi yalnız Sen gösterebilirsin.” Kişiye mürşidini Allah'tan başka kimse gösteremez. Bu sebeple istiane sadece Allah'tan istenir.  Yani mürşidin seçimi Allah’a aittir. NAHL-9’da “sebîl” diyor Allahû Tealâ; “Sebillerin tayini Allah’a aittir.” Kimin hangi çeşmeden su içeceğinin kararı kişiden değildir, seçimi Allah yapar. 

Sonucuna gidelim konunun: 

FATİHÂ-5: “iyyâke nestaîn(nestaînu): “Yalnız Senden istiane isteriz.” Neden?  FATİHÂ-6: “ ihdinâs sırâtel mustakîm(mustakîme): Bizi Sıratı Mustakîm’e ulaştır. Yani Senin istianenle, Senin göstereceğin mürşide tâbî olmakla biz Sıratı Mustakîm’e ulaşalım. İstiane, Sıratı Mustakîm'e ulaşmak için istenilmektedir. Ve nasıl isteneceği de Bakara- 45 ve 46’da açıklamış. Nasıl ulaştırıyor Allahû Tealâ Sıratı Mustakîm’e? Hacet namazını kılıyoruz, bize irşad makamını gösteriyor; gidiyoruz, tâbî oluyoruz. Tâbî olunca ruhumuz vücudumuzdan ayrılıyor ve Sıratı Mustakîm’e ulaşıyor.

Sıratı Mustakîm, insan ruhunu Allah'a ulaştıran yolun adıdır. En’âm Suresinin 87. âyetinde Allahû Tealâ diyor ki:

6/EN’ÂM-87: Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

İşte Nisâ-175: 4/NİSA-175: Böylece Allah'a âmenû olanları (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm’e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

İnsanoğlunun hidayeti, ruhunun Allah’a ulaşmasıdır. (Âli İmrân-73), Allah’a ulaşmak ve Allah’a böylece teslim olmaktır. Allah’a kul olmak, ruhun Allah’a teslimi yalnız Sıratı Mustakîm üzerinden yapılan bir yolculukla gerçekleşebilir. Onun için Allahû Tealâ’ya diyoruz ki: “İstianeni ver, biz mürşidimize ulaşalım, tâbî olalım. Ve o tâbiiyetten sonra da ruhumuz vücudumuzdan ayrılıp Sıratı Mustakîm’e ulaşsın.” Allahû Tealâ: “Onları, Allah’a ulaşmayı dileyenleri, Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e ulaştırırım.” diyor. Bizim talebimiz üzerine gerçekleşiyor olay. Ve Allah’tan soruyoruz, mürşidimizi gösteriyor. Tâbî oluyoruz ve Allahû Tealâ o zaman bizi Sıratı Mustakîm’e ulaştırıyor. 

Hepinizin Sıratı Mustakîm üzere olanlardan olmanızı Yüce Rabbimizden diliyorum ve sizleri çok seviyorum. 

Allah hepinizden razı olsun. 

  Bu yazı 69 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Bu gün seçim olsa hangi partiye oy vereceksiniz?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI