Dr. Abdulcabbar Boran
Allahû Tealâ bizlerden sevgi üzere bina edilmiş bir toplum vücuda getirmemizi istiyor sevgili kardeşlerim. Bu minvalde birlik ve beraberliği emrediyor her birimize. Bir olmamızı ve sadece başkalarının mutluluğu için yaşamamızı istiyor. Kanunlarını da bizi bu hedefe ulaştırmak için koymuş.
Eğer Allah için olmak istiyorsak seveceğiz sevgili kardeşlerim. Öyle bir toplum vücuda getireceğiz ki herkes birbirini sadece sevecek. Unutmayınız ki birbirini seven bir toplum, mutlu bir toplumdur. O halde toplumu oluşturan her bir birey, diğerlerini mutlu etmek için yaşamalıdır. Başkaları hakkında değil kötü konuşmak; herkes birbirini övmeli, herkes başka birisinin kendisine yaptığı güzel bir davranışı anlatmalıdır. İşte mutluluk bunun arkasındadır. İnsanlar birbirlerini sevmelidir ve dedikodudan mutlak olarak kaçınmalıdır.
Dedikodu, insanları birbirine düşüren en büyük hastalıktır ve toplumun kanayan yarasıdır. Her kim nefsinin afetlerine tâbî ise onlar dedikodudan asla uzak duramazlar. Şeytan, telkinleriyle devamlı onları başka insanlara karşı kışkırtır ve daima kusur bulmalarına ve bunu başkalarına da anlatmalarına neden olur. Bu insanlar hep başkalarının kendilerine yaptığı kötü davranışlardan söz ederler ama kendilerindeki hataları asla söylemezler. Oysaki hiç kimse yüzde yüz haklı değildir ama nefs, insana kendisini hep haklı gösterir.
Şeytan, nefs vasıtasıyla kişiye hep önemli bir insan olması gerektiğini ve bu önem sebebiyle başkalarının ona saygı duyacağını fısıldar. Bunun için de etrafındaki insanları kontrolü altına alması gerektiğini söyler. Bu, şeytanın korkunç bir tuzağıdır sevgili kardeşlerim. Eğer bir insan gerçekten önemli birisiyse o, başka insanlar tarafından sevildiği için önemli bir kişi olmalıdır. Sevginin açamayacağı kapı yoktur. Nefret sadece nefreti doğurur. İşte dedikodu yapanlar da toplumda sadece nefrete ve düşmanlığa yol açanlardır. Bu, Allah'ın dostlarının asla içinde bulunmaması lâzım gelen bir durumdur. Hucurât-12’de Allahû Tealâ bu konuda emrini açıkça ortaya koymuştur.
49/HUCURÂT-12: Ey âmenû olanlar! Zandan çok sakının. Muhakkak ki bazı zanlar günahtır. Ve tecessüs etmeyin (merak edip insanların hatalarını araştırmayın). Sizin bir kısmınız diğerlerinin dedikodusunu yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Ve Allah’a karşı takva sahibi olunuz. Muhakkak ki Allah, tövbeleri kabul eden ve Rahîm olandır.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e: “Müslümanın en üstünü hangisidir?” diye sorulduğunda: “Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimsedir." buyurmuşlardır.
Eğer Allah’a inanıyorsanız ve ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemişseniz, siz adım adım elinden ve dilinden emin olunan bir kişi olursunuz sevgili kardeşlerim. Kusurları gören değil örten olursanız eğer, Allah’ın sevgilileri arasına girebilirsiniz.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse kıyâmet gününde Allah da onun ayıbını örter.”
“Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.” sözüyle Hz. Mevlâna da bize bu konuda yol göstermiştir.
Sizler Allah’a ulaşmayı dileyenlerseniz eğer, kusur göremezsiniz sevgili kardeşlerim ve hiç kimseyi karşınıza alamazsınız, herkesin yanında olmaya, onlarla dost olmaya çalışırsınız. İnsanın karşısında olan daima şeytandır. Nefsimize fücurlarıyla tesir ederek bizi huzursuz kılan, sıkıntıya sokan, vesvese vererek Allah’ın güzelliklerinden bizi ayırmaya çalışan, zikrimize mâni olan hep şeytandır. İnsanları birbirleriyle imtihan eden Allah ise sadece mutlu olmamızı ister. Bütün insanların tevhid içinde, dostluğu, kardeşliği yaşamasını ister.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun.”
Allah yolunda kardeşler olmanın tek şartı vardır: Ölmeden evvel ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı dilemek. Her kim bu dileğin sahibi ise o, Allah’ın yoluna adımını atmıştır. Mürşidine tâbî olduğu zaman da nefs tezkiyesine başlayacaktır. Aynı anda ruhu da vücudundan ayrılarak Allah’a doğru yola çıkacaktır.
Hepinizin Allah’a ulaşmayı dileyerek, şeytanın bütün tuzaklarından kendinizi kurtarmanızı ve Allah’ın nurlu ufuklarında hep en güzele doğru yol almanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz.
DR. ABDULCABBAR BORAN
ibrahimlive.com