Dr. Abdulcabbar Boran
  31-05-2026 07:21:00

ALLAH SONSUZ SEVGİNİN SAHİBİDİR

Sevgili kardeşlerim, madem ki yaratıldınız, bilin ki seviliyorsunuz. Eğer Allahû Tealâ sizi sevmeseydi yaratmazdı. Allahû Tealâ hepinizi sever, çok sever ve bu sevgisi sebebiyle de hep sizden yanadır. Ne zaman O’na müracaat etseniz, Allahû Tealâ konuya çözüm getirir. Her güzelliği sizlere yaşatacak olan O’dur. Maddî güzelliklerin, manevî güzelliklerin hepsi O’na aittir. O, dostların en üst seviyede olanıdır, hepinizin dostudur. Allah’ın sizi çok sevmesi, dostların en büyüğü olmasını ifade eder.  

Allahû Tealâ hepinizi mutlu olmanız için yaratmış ve Kur’ân-ı Kerim’i bir mutluluk reçetesi, bir mutluluk davetiyesi ve bir mutluluk garantisi olarak indirmiş. İstediği şey sadece sizin mutluluğunuz. 

Öyleyse suali şöyle soralım: Allah sizden ne ister? Sadece mutlu olmanızı. Ne yapar? Gerekli kanunları koyar. Der ki: “Şöyle şöyle davranırsanız, mutlaka mutlu olursunuz. İşte insanlar mutluluktan bahsettiğimiz zaman: "Ben zaten mutluyum." diye cevap verirler. Biz de onlara sorarız: Mutluluğu biliyor musunuz? 

Mutluluk: 

Madde-1: Devamlı bir vetiredir. 
Madde-2: Hem iç dünyanızda hem dış dünyanızda (yani başka insanlarla) hem de Allah ile ilişkilerinizde sulh ve sükûnun mutlaka var olmasını gerektirir, üç dünyada birden. Mutluluk, üç dünyanızda birden kavganın bitmesi halidir.  

Öyleyse siz başkalarıyla kavga halindeyseniz, iç dünyanızda nefsinizle ruhunuz devamlı kavga halindeyse ve Allah ile olan ilişkilerinizde görevlerinizi yapmamanın huzursuzluğunu, sıkıntısını yaşıyorsanız üç ayrı âlemde de mutlu değilsiniz. Mutlu olmak mı istiyorsunuz? O zaman yapabileceğiniz bir tek şey var: Değişmek, güzele yönelmek.  Öyleyse hepiniz bir güzele dönüşü gerçekleştirmelisiniz; hepinizin elinde.  Allahû Tealâ buyuruyor:

95/TÎN-4: Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm(takvîmin): Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.

Allah sevginin kaynağıdır ve Allah, sevilen bir Allah olmak istiyor, korkulan bir Allah olmak istemiyor. Seven sevdiğine koşar ama korkan korktuğundan kaçar. Ruhunuzu Allah'a gönderebilmek, O’na ulaştırabilmek için O’nu, Allah'ı sevmek mecburiyetinde olduğunuzu hiçbir zaman unutmamalısınız. Allah sizi seviyor. Eğer siz de O’nu severseniz o zaman O’na ruhunuzu ulaştırmak için, sevdiğinize ulaşmak için can atacaksınız. Dilediğiniz zaman içinizden öyle bir arzu gelir ki; mutlaka tâbî olmak, iç dünyanızın temel hedefini teşkil eder, bütün dünyadan vazgeçerseniz. İstediğiniz, Allah ile hemhal olmaktır, Allah’a ulaşmaktır ve Allah'a ulaşmayı dilediğinizden itibaren 12 tane ihsanla o mutlak olarak ulaşmak istediğiniz hedefe varırsınız. 

Sevgili kardeşlerim, Allah’ın ne kadar büyük lütuflarıyla karşı karşıya olduğumuzu sizlere anlatmaya çalışıyorum. O’nun ne kadar büyük dost olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Allahû Tealâ herkesin dostudur. Allah, Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri de sever. Onlara olan sevgisi ne yazık ki hiçbir zaman onları kurtaracak olan bir hüviyet taşımaz. Çünkü Allah’ın, El Adl esmasının gereği olan, adalet esmasının gereği olan sözü var. Kur’ân’ı indirirken, bütün mukaddes kitapları indirirken O büyük dost demiş ki: “Ben, Bana ulaşmanızı istiyorum. Kim Bana ulaşmayı dilerse, onlar mutlaka Benim cennetime girerler. Kim dilemezse, onun gideceği yer cehennemdir.” İşte Yûnus Suresi 7 ve 8. âyetler: 

10/YÛNUS 7-8: Muhakkak ki onlar Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

Hadis-i Şerif: "Benden sonra size dünya nimetlerinin ve ziynetlerinin açılıp onlara gönlünüzü kaptıracağınızdan korkuyorum." (Buhari-Müslim) 

Allah’a ulaşmayı dilemeyenler dünya hayatını tercih ediyorlar ve bu sebeple Allahû Tealâ, onların, sadece Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için kurtulamayacaklarını söylüyor.  Allah kullarını cehenneme atmayı istemez, Allah, cehennemi hazırlar. Kanunlarını koyar. “Bana ulaşmayı dilemezseniz gideceğiniz yer cehennemdir.” der. Ve kanunları otomatik işler. Kişi diyorsa ki: “Sen beni serbest irademle yarattın, ben serbest irademi Senin iradenin tersine kullanacağım.” Kullanabilir. Ama cezasına da katlanmak mecburiyetinde. O zaman Allah’ı zalim bir Allah olarak değerlendiremez. Buna kimsenin hakkı yoktur. Cenneti hak edeni mutlaka cennetine alacaktır. Cehennemi hak edeni mutlaka cehennemine alacaktır.

Unutmayın; Allahû Tealâ sizden yana, sizinle beraber. Allah sizi Kendisine davet eder. Siz Allah'a ulaşmayı dilediğiniz andan itibaren Allah’ın sevgilisi olursunuz. Kendinizi değiştirmeye karar verip bunun tatbikatına geçtikten sonra; Allah’a ulaşmayı dilediğiniz zaman güzellikleri adım adım yaşayacaksınız. Ama sonunda çok şükredeceksiniz Allahû Tealâ’ya. Sahâbe nasıl çok şükretmişse siz de öyle yapacaksınız.

  Bu yazı 94 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Bu gün seçim olsa hangi partiye oy vereceksiniz?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI